top of page

temmuz

ayın ilk günü mexico city'de uyandım. ikinci günün sabahında istanbul uçağındaydım. doğum günümü uçakta, binlerce metre yukarda, zaman dilimlerinin arasında geçirdim. istanbul'a vardığımda doğum günüm bitmişti, buna hiç üzülmedim. artık pek üzülmüyorum zaten. 5'i akşamı sevdiceklerimizle benim ve sibel'in 'temmuz bebeleri' kutlamasını yaptık. kutlama bahane esasen. şehrin, hayatın, zamanın gazabına uğrayıp da biz, çok sık görüşemeyenler 'aman ne tatlıyız, ne seviyoruz birbirimizi' , bir hatırlayalım istedik. ben mexico city’den tekila ve mezcal getirmiştim, iki üç de meze hazırladım. yedik içtik. ne tatlı olduğumuzu hatırladık. kahkahalar susmadı, muhabbetler durmadı, çok güzel bir gece geçirdik. yedinci günün akşamı yıllar sonra harbiye açıkhava tiyatrosu'ndaydım. hayatımda ilk defa göksel'i sahnede izledim. açıkhava'da ne kadar çok sezen aksu konserine gittim, onu hatırladım. yıllar ne hızlı geçiyor, ona biraz üzüldüm. artık hiç üzülmüyorum desem de bana inanma. yalan söyledim. göksel tam bir tatlı kekeş. koca gözlü, kadife sesli, sersem biri. bir hafta sonra bu sefer edis konserindeydim. erim'le edisoğlan aşkına kemerburgazına gittik inanır mısın. edis terledi biz hallendik, biz dans ettik edis terledi. binlerce insan bir ormanın ortasında kudurduk da kudurduk, bak sen şu işe. konser sonrası bi ocakbaşına gidip rakı içer bi şeyler yeriz dedik, beceremedik.18'inde ben işimde yeni pozisyonuma başladım. benden önce bu işi yapan kişi inanılmaz titiz, pek detaycı, pek çalışkan biriymiş anladım. beni yeni işime kusursuz hazırladı. hiç stres olmadım, hiç telaşlanmadım. ofiste beni tebrik eden insanlara tatlı tatlı sırıttım. umarım hep böyle devam eder. 21'inde sezen aksu yeni bir şarkı, mabel matiz ise 25 şarkılık dev bir albüm çıkardı. sevinçten çıldırdım. 20'sini 21'ine bağlayan gece 00:00 olduğu gibi kulaklıkları taktım, bıkmadan usanmadan, tekrar tekrar şarkıları dinledim. ertesi sabah uyandığımda blur'ün de yeni albümünün çıktığını öğrendim. sezen aksu'yu da, mabel matiz'i de, blur'ü de öyle çok seviyorum. ayın 22'sinde bu sefer kalamış'taydık. hedonutopia konserine gittik. hedonutopia güzelce çaldı söyledi, biz bira içtik, muhabbet ettik. kalamış festivali çok kral organizasyon yalnız. yazın en sıcak gününde, o meşhur çarşamba, yani 26'sında ablamla bu sefer de mabel matiz konserine gittim. al sana bir ay içinde dördüncü konser. istanbullu ozan özüne dönüyor. gençken de yaz geldi mi konserlerden konserlere koşardım hep. ablama doğum günü hediyemdi ama kendime hediye vermek istemişim biraz, onu fark ettim. mabel matiz'i çok seviyorum. söylemiştim biliyorum ama çok seviyorum. içim titreyerek seviyorum. onu sahnede görmek, ne tatlı biri olduğuna yine emin olmak, şarkılara eşlik etmek, üzülmek, mutlu olmak, düşünmek, sonra düşünmekten vazgeçmek ne güzeldi. 29’unda ‘sevgili arsız ölüm - dirmit’ oyununa gittik. o da kemerburgaz’daydı iyi m. manyak manyak durmadan kemerburgaz’a gidiyorum. bu işte büyük bi saçmalık var. sibel annem ben, üçümüz de oyuna bayıldık. annemi bir şeylere kıkır kıkır gülerken görmek içimi açtı.


her günümü güzel geçirmeye gayret ediyorum. bazen sadece yatıp kaldığım oluyor, saatlerce çok kötü şeyler izleyip saatlerce uyukluyorum. bana sorsan bunu yapmak istemem. boşa geçiyor zaman. bir de böyle böyle üç kere uyudum mu iki hafta geçmiş oluyor. iki hafta geçince ay geçiyor. ay geçerse mevsimler geçer. yaşlandıkça insan panikliyor. ama bir yandan da kendime haksızlık etmeyeceğim. ne yapıyorsam bir sebebi var deyip kendimi yatıştırıyorum. umarım çok salak şeyler yapınca da böyle demem. şimdilik fena şeyler yapmıyorum. hayata yetemeyeceğim. ne kadar gün batımı izlesem de daha güzelini başkaları izleyecek diye sinirleneceğim biliyorum. psikiyatristime artık hep ‘neden biri beni sevmiyor’ konuşması yapıyorum. bunu yapmak beni çok üzüyor. hem sevenim olmadığı için, hem de eşek kadar insan olup bunları atlatamadığım için. işte o yüzden konserler, arkadaşlar, şen kahkahalı akşamlar bulmaya çalışıyorum. üç beş güzel şey var, etrafında tutunayım. temmuz güzel geçti, haksızlık etmek istemem. ağustos umarım daha da güzel geçer. bu ayın şarkısı mabel matiz’den. mabel matiz’i çok seviyorum. söylemiş miydim?




74 views

Comments


bottom of page