top of page

Gün Işığı



Bazı sabahlar, nadiren de olsa benden erken kalktığında, asla adını öğrenmek istemediğim o şarkıları dinledin. Sigaranı içerek, uzun uzun gökyüzüne bakarak, asık ve durgun suratınla. İtalyanca ve Fransızca, 60'lardan kalma şarkılar bunlar. Hüzün, acı, keder dolu; söyleyenlerin neredeyse ağladığı şarkılar. O şarkıları neden dinlediğini, neden bu kadar üzgün olduğunu anla(ya)madım, denedim ama başaramadım. Bu şarkıları sevmeyi de denedim ama yapamadım. Onlarca çiçekle dolu kocaman bir teras, gün içinde yapılan rutin şeyler, gülümseyerek günaydınlaşmak, -hala- sarılıp uyumak, ara sıra bir yerlere gitmek; ısrarla, hüz(nü)ne iyi geleceğini düşündüğüm şeylerdi. Gelmedi. Ben o şarkıları duyduğumda genelde salona kaçtım, kulaklıklarımı taktım, kendi dünyamın şarkılarını dinledim. Artık hüznüne ortak olmak içimden gelmiyordu çünkü. Yaklaşık dört sene önce bir yaz akşamı, bir parkın önünde elinde iki kahve ile bekliyordun. Dört senelik sürede, bir yere, benden 3-4 kez erken geldiysen, o da o anlardan biriydi. Beyaz puantiyeli lacivert bir tişört, su yeşili bir pantolon, kahverengi sandaletler vardı üstünde. Çok nazlanmadan, beklemeden, korkmadan açıldık birbirimize. Kum rengi saçlarını, o çok güzel ellerini, ayrık dişlerini ve birbirinden farklı büyüklükte yorgun gözlerini o zaman da çok sevmiştim, hala çok seviyorum. O gün çok kibar ve naziktin, bu dört sene içinde hep öyle kaldın. Hayatımda senin kadar zarif, senin kadar kabalaşmaktan, kalp kırmaktan, sesini yükseltmekten bu kadar imtina eden birini tanımadım. Gönül dilinden başka kullandığımız bir dil vardı anlaşmak için, ikimizin de ana dili olmayan. Hakim olabildiğimce o dilde güzel şeyler söylemeye çalıştım sana, hitap ederken de o pek hoşlanmadığım abartılı, süslü kelimeler yerine, sana gerçekten yakışan kelimeleri seçtim. Bir pompiş, aşkito, tatlış falan değildin tabii ki. Gün ışığıydın benim için. Hüznün, derdin, hayata karşı aksiliğin, bazı zamanlar çok uzun süren suskunluğun bile, ışığını biraz olsun azaltmadı. Birbimizi çok sevmiş, binlerce kilometre yol gitmişizdir; onlarca yeni kasaba / şehir görmüşüzdür, çok dert paylaşmış, sayamadığım kadar kahkaha atmışızdır. Tüm bu yaptıklarımıza, bir akşam ağlayarak ayrılmayı da ekledik. Eklemişizdir. Hep ışılda! Her şey için çok teşekkür ederim.

145 views

Comments


bottom of page